ÖLÜM BİLE BİZİ DURDURAMIYORSA
25 Mart 2026, Çarşamba 01:23Bir insanın ardından konuşmak,onunla değil,kendimizle ilgilidir.Ölünün ardından konuşmak kolaydır.Zor olan, o kişi hayattayken aynı cümleleri kurabilmektir.Bugün ortalığa saçılan sözlere bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor:Madem bu kadar yanlış vardı,siz neredeydiniz?
Dün aynı masada oturanlar,bugün o masaları inkâr ediyor.Dün susanlar, bugün bağırıyor.Bu bir hakikat patlaması değil.Bu gecikmiş bir rahatlama.Sessizliğinizi konforunuza borçluydunuz.Şimdi yükselen sesiniz de aynı yerden besleniyor.O zaman konuşsaydınız bedel ödeyecektiniz.Şimdi konuşuyorsunuz çünkü bedel yok.
Ve mesele sadece insanlar değil.Sosyal medya köpürtüyor,basın manşete taşıyor.
Bir insan öldü,siz başlık attınız.Bir hayat bitti,siz "kaş etkileşim alır"diye baktınız.En sert sözler seçiliyor,en çirkin ifadeler büyütülüyor.Çünkü en çok onlar tıklanıyor.
Biz gerçekten bu muyuz?Ne ara ölüm,susup düşünmemiz gereken bir eşik olmaktan çıktı da;içimizde ki kini, nefreti ve öfkeyi kusmak için sahneye dönüştü? Ne ara kaybettiklerimizin ardından susmayı,durmayı,insafı unuttuk?
Bir insanın ardından konyşmak,onunla değil, kendimizle ilgilidir.O artık cevap veremez.Ve tam da bu yüzden,en sert cümleler şimdi kuruluyor.
Bu cesaret değil;bu,zamanlamanın sağladığı konfor.Dün birlikte susulan şeyler,bugün yüksek sesle kınanıyorsa;bu bir yüzleşme değildir.Bu,geçmişten sıyrılma çabasıdır.Herkes kendi sessizliğini temize çekmek için,artık orada olmayan birinin üzerine basıyor.Ama gerçek değişmez.Hakikat,zamanında söylenir.Geç kalan doğrular,doğru olmaktan çıkmaz.Ama değerini kaybeder.
Şimdi herkesin kendine sorması gereken bir soru var:Ben gerçekten doğruyumu savunuyorum,yoksa artık kimsenin cevap veremeyeceği bir yerde rahat mı konuşuyorum?cevap rahatsız ediyorsa,doğru yerdesiniz.
Ve asıl mesele şu:Ölüm bile bizi susturamıyorsa,sorun konuşulanlar değil;biziz.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.