Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@hotmail.com

YÜZ

Duyguların da renkler gibi bin bir tonu vardır. Hiçbiri diğerine benzemez. Kelimeleri yitirdiğimizden beri, duygular da onun peşine takılıp gitti. Zihnimiz ve dilimiz yozlaştıkça duygu fakiri de olduk. Dilimize dolayıp, beş dakika önce tanıdığımız birisine bile kolayca sarf edeceğimiz sıradan ve sığ kelimeler oldular artık “Seviyorum” lar, “aşkım”lar,  “canım” lar….

Ki o “seviyorum” ların içinde ne derinlik var artık, ne anlam ne değer ne de çaba. İnşaa edilmiş, sınavlardan geçmiş, bedeli ödenmiş değiller çünkü. O eski soruya dönüp “Sevgi neydi?” diye sorgularsak, güçlü sandığımız duygudan geriye elimizde kırık kırpık bir şeyler kalacak belki.

Geçenlerde izlediğim “Yüz” adlı filmden sonra yeniden oturup sorguladım. “Seviyorum” kelimesinin sürecini ve anlamını. Kısaca bahsedecek olursak izlemeyenler ve izlemeyi düşünmeyenler için ( Bu arada yazıyı okusanız da eminim filmde çok ayrıntı ve mesaj bulup keyifle izlersiniz yine de )

Kahramanımız Jacek herkesin hayran olduğu, yediden yetmişe herkesin sevgi gösterdiği, İsa’ya benzerliği ile hayranı çok olan, yakışıklı bir adam. Güzel bir sevgilisi var ve kendi aralarında nişanlanıyorlar ve yakın zamanda evlenmeyi planlıyorlar. Küçük bir kasabada yaşıyor Jacek ve dünyanın en büyük İsa heykelinin yapımında çalışıyor. Bir gün küçük bir dikkatsizlik sonucu metrelerce yükseklikteki heykelden düşüyor ve mucize eseri kurtuluyor.  Birçok ameliyat geçiriyor. Aylarca hastanede kalıyor. Parçalanmış yüzüne, kendi yaşlarında ölmüş birisinin yüzü nakil yapılıyor. Büyük acılar ve hastanede geçen onca zamandan sonra taburcu oluyor. Jacek’in kendisinin de yeni haline alışması ve kabullenmesi zor olsa da toplumun ve ailenin dışlaması ise çok daha büyük boyutta. Hatta artık çocuklar bile ona bir ucube muamelesi yapıyor. Annesi bile rahibe giderek günah çıkarıyor “Evimdeki bu adam kim? Onu tanımıyorum…”. Tüm süreçte en büyük destekçisi ablası.  Bu arada yüksek fiyata bir teklif alarak modellik yapmaya başlıyor. Ancak toplumda yaşadığı ötekileştirme, onun açısından çok acı verici. Çılgınca aşık olduğu sevgilisi, o uyurken hastanede ziyarete geliyor ve o da annesi gibi kabullenemiyor. Zavallı Jacek’in aşkına ulaşma çabaları, her ne yapsa tüm çabaları sonuçsuz kalıyor ve bir kutlamada aşık olduğu kadını bir başkası ile görmeye dayanmaya çalışıyor.

Film ardında bir dolu soru ile sizi baş başa bırakıyor. Güzel-çirkin, estetik algılarımız, inançlarımız, dürüstlük, toplumca beğenilme, saygı duyulma, kabul edilme krtiterleri, neler… Gençlik, güzellik, başarı kriterlerinin “imaj her şeydir” sloganı ile dayatıldığı günümüzde, metalaşmaktan kendimizi ne kadar koruyabildiğimiz aşikar. “Yüz” filmi çarpıcı bir yüzleşme sağlıyor. Sizi seviyorlar mı? Neden seviyorlar? Siz neden seviyorsunuz?  Sevginiz hangi zeminin üzerinde? Anlamlı ve derin mi? Hala sorgulamak isteyenlerimiz varsa…

Emel Eva Tokuyan

Facebook Yorum

Yorum Yazın