Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@hotmail.com

ÜÇ SEÇENEĞİMİZ VAR

Hepimizin birçok sefer rastladığı bir hikâye vardır: Hikâyede baba, çocuğuna hayata dair bir anlayış kazandırmak için bir deney yapar. Bir yumurta, bir patates ve kahveyi ayrı ayrı kaynatır. Başlangıçta kırılgan olan yumurta kaynayınca sertleşmiş ve katılaşmıştır. Sert olan patates ise yumuşamıştır. Kahve ise suya kendi rayihasını ve kokusunu yayarak enfes bir içeceğe dönüşmüştür. Ve baba çocuğuna unutulmaz değerde şu konuşmayı yapar: “Hayatta her zaman zorluk vardır.  Bunun sonucunda neye dönüşeceğin senin yapın ile ilgilidir. Sen hangisi olmayı seçersin?” Şu anda da birlikte maruz kaldığımız bu zamanda her birimiz farklı bir iç süreçten geçiyoruz. Yaşadığımız bu zorluğun ve belirsizliğin sonunda neye dönüşeceğiz?

Söz konusu olan ne ile karşılaştığımız değil nasıl yanıtlar vereceğimizdir? Vereceğimiz yanıt şu ana kadar oluşturduğumuz “ben” ile ilişkilidir. Bunun yanı sıra insanın sihirli bir anahtarı vardır: Seçme hakkı. Koşulları değiştiremeyebiliriz ancak verdiğimiz yanıtları değiştirebiliriz. Yanıtlar değiştiğinde sonuçlar da değişir. Şu ana kadarki bakış açılarımız, eylemlerimiz ile buraya kadar geldik. Geldiğimiz yerden hoşnut değiliz. O halde neyi ve nasıl değiştirmemiz gerektiği ile ilgili düşünmek için hayli vaktimiz var. BİR, büyük bir sayıdır. Bir’ler bir araya geldiğinde hayal edemeyeceğimiz denli büyük bir etki gücüne sahip olur.

Kendimize zaman ayıramadığımızdan, zamanımız olsa idi neler yapacağımızdan dem vururduk. Şimdi hiç olmadığı kadar kendimizle baş başa kalmak için vaktimiz var. Evet, bunu kendimiz seçmedik. Ama neden bir fırsata dönüştürmeyelim? Shakespeare Ünlü eserleri “Hamlet” ve “Macbeth” i veba salgınında ev karantinası döneminde yazdı.  Daha birçok örnek var kuşkusuz… Bu dönemi edimsiz, umutsuz ve karamsarlık içinde geçirseydi bu sanat eserlerinden mahrum olmuş olacaktık büyük ihtimal. Günlük haber akışı, sosyal mecralarda tükettiğimiz zaman, ardı ardına gelen haberler bizi karmaşık bir ruh haline sürüklüyor olabilir. Ancak yine de ve rağmen iç gücümüzü uyandırıp dik durmayı öğrenme zamanı. Ağlanıp sızlanmanın, korku dolu bekleyişin, edimsiz pişmanlığın kimseye bir faydası olmadığı gibi en büyük zararı da kendimize oluyor.

Her şey bittiğinde kapıyı açıp dışarı çıkan kendimiz, nasıl biri olacak? İç kararımız, yol haritamızı belirler. Burada olası üç seçeneğimiz var: Birincisi; Bu süreçten daha da korku dolu, bencil, şüpheci, güvensiz, irade yönünden daha da zayıflamış, tükenmişliğe ve çaresizliğe teslim olmuş birisi olarak çıkmak

İkincisi; (Bazı insanlar hayatı yüzeysel yaşar. Sevgisi, nefreti, tepkisi anlıktır. Gelir geçer. Yaşadıkları ne bir iz bırakır üzerinde ne de tecrübe çıkarır. Yaşadığı deneyimin kendisini şekillendirmesi için bir yer açmaz, fırsat tanımıza kendisine) Bir şey daha yaşadık, elle gelen düğün bayram, deyip umursamaz olmaya devam etmek.

Üçüncüsü; Bu süreci bir hazırlık dönemi olarak görmek içe bakmak, değerlendirmek, ayıklama yapmak. Hangi zihinsel tutumu bırakmalı, hangi alışkanlığı düzeltme yoluna gitmeli hayat kısa ve değerli ise hayata ne katmalı? Sorularının yanıtlarını düşünmek..

İnsan bir günde değişmez. Ancak tek bir yaklaşımı değiştirmek bile önemli farklar yaratır. Evimizde kendi imkânlarımızla günlük rutinler oluşturup küçük küçük onları uygulayarak başlayabiliriz. (Büyük hedefler koymamalı, harekete geçmeyi zorlaştırdığı gibi yapamadığımızda kendimize karşı inancımızı azaltır ve motivasyonumuzu düşürür.)

Şimdi kendi kendimizin elinden tutup, düşmesine izin vermeme zamanıdır. Hepimizin içinde irade ve güç var. Onu işlevsel hale biz getiremeyeceksek, başka kim bizim yerimize yapabilir? Yani kısaca soru şu: En baştaki minik hikâyedeki gibi, patatese benzeyip yumuşak ve şekilsiz mi olacağız,  yumurta gibi sert ve katı mı olacağız, kahve gibi eşsiz bir tada ve kokuya mı sahip olacağız?

Emel Eva Tokuyan

Makale Yorumları

  • Seyit Dülgeroğlu16-04-2020 08:11

    Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam. Kıymetli bir yazı .

  • Nermin16-04-2020 00:55

    Herkesin içindeki var olan irade ve gücü harekete geçirebilecek müthiş yazı. Tebrikler...

  • Bahadır15-04-2020 18:48

    Müthiş derin ve etkileyici bir yazı...

  • Yavuz15-04-2020 16:28

    Mükemmel tavsiyeler... Gönlünüze sağlık....

Facebook Yorum

Yorum Yazın