Mustafa Pala

Mustafa Pala

Mail: pala.mustafa@gmail.com

SEVGİYE VE UMUDA ÇAĞRI

Ulusal ve dini bayramların yarattığı kardeşlik ve dayanışma ortamından yararlanmalıyız. Kandil günleri de öyle değerlendirilmeli. Kin ve nefret söylemlerinin yerini sevgi, barış, kardeşlik ve dayanışma söylemleri almalı. Yüzlerdeki gerginlik gitmeli insanlar daha sevecen olmalı.

Kin ve nefretin yüreğimize yük olduğunu, bu yükün yüzümüze yansıdığını bilmeliyiz. Yüreğimizden kin ve nefreti attığımızda, yerini sevginin doldurduğunu görürüz.  

Dünya'da paylaşıldıkça büyüyen sevginin ve bilginin dışında birşey yok. Sevginin paylaşılması ve büyümesi için, bayramlar en güzel ortamlardır.
Sevgiden, barıştan, kardeşlikten vazgeçmeyelim. Bu köşede de yazdığım ve çok kullandığım bir söz var. Asla vazgeçme; Asla üşenme; Asla erteleme. Vazgeçersen verdiğin emeğe ve umutlarına yazık olur. Üşenirsen, tembelleşirsin, tembelliğin tedavisi yoktur. Bugünün işini yarına ertelersen, yarın olur da sen olmayabilirsin. Onun için, vazgeçme, üşenme, erteleme diyorum.

İnsanların, zorluklardan kaçmaya, vazgeçmeye eğilimleri daha fazla. Direnmeyi seçenlerin sayısı çok az oluyor. Bilinmeli ki, kazananlar hep vazgeçmeyenler oluyor. Vazgeçme üzerine, değerli dostum, hemşehrim,  felsefeci, yazar, şair Prof. Dr. Afşar Timuçin'in (afsar@acikgazete.com) adresinde bulduğum ve facebook sayfamda paylaştığım bir yazısını okuyucularımla da paylaşmak istiyorum.

"İnsan ilişkilerinde çoğumuz direnmekten çok vazgeçmeye yatkınız. Bir şeyleri değiştirmeye gücümüz yetmedi mi, birilerine bir şeyleri anlatamadık mı boşveririz, ne hali varsa görsün der çıkarız. “Bundan sonra bildiğini işlesin!” Buna gönlümüz razı olmalı mı? Benden uzak olsun cehenneme direk olsun deyip çıkmalı mıyız? En dirençlimiz bile bu duyguya düşebilir. Ne yapsam bazı şeyleri değiştiremiyorum ve bu gidişle de değiştiremeyeceğim duygusunu yaşamaya başladığımızda sona gelmiş olduğumuzu anlayıveririz. Orada bir yanlışımız yok mu? Değiştirmeye kalkmadan önce yakınlık kurmak için çaba göstermemiz gerekmez mi? Amaç bir insanı değiştirmek olmamalıdır, ona bazı şeyleri anlatabilmek önemlidir. Kişi ruhunda iyiye yönelme isteği varken ne yapması gerektiğini bilememişse bizim yardımımızı gereksinecektir. Yaşam bir takım kötü eğiticilerin ve ona bağlı olarak yapılan kötü seçimlerin sonunda bir açmazlar yumağına dönüşebiliyor. O zaman kişi umutsuzluğa düşebiliyor, bu kuyudan çıkamam diye düşünebiliyor, çözümsüzlüğe bel bağlayabiliyor. O zaman yılgınlığa düşüp, bıkıp geriye çekiliveriyoruz."

Afşar Timuçin, bir genelleme yapmış. Zorlukla karşılaştıklarında insanlar genellikle umutsuzluğa düşüyorlar ve hemen vazgeçiyorlar. İçlerinden direnenler, vazgeçmeyenler, hedefini belirleyip, ölürüm dönmem diyenler az çıkıyor.

Fazlamız öfkeyse, eksiğimiz sevgidir. Bu cümleyi, facebookta paylaştığımda beğenenler ve paylaşanlar oldu. Ülke olarak, öfkenin fazlalığını, sevginin azlığını her gün televizyon haberlerini izlerken tanık oluyoruz. Öfkemiz kabarıyor sürekli olarak. İnanın gülümseyen, gülümseten, umut veren yüzlere ve konuşmalara hasret kaldık. Kitap okuyanlar az ama meydan okuyanlar çok.

KİTAP OKUYANLARIN AZALDIĞI  TOPLUMDA MEYDAN OKUYANLAR ÇOĞALIR.

Toplum olarak, umuda ve sevgiye ihtiyacımız var. Bayram günleri, kandiller, umudun ve sevginin bitek tarlaları gibidir. Sevgi ekelim sevgi biçelim. Bir ekelim, bin biçelim. Öfke ektiğimizde, kavga çoğalıyor, kan akıyor. O zaman umut ekeceğiz sevgi ekeceğiz. Sevgiyi ve umudu büyüteceğiz. Yarınlara güzel bir dünya bırakmanın başka bir yolu yok...
Paylaşıldıkça büyüyen, sevginin ve bilginin dışında başka birşey yok. Sevgiyi ve bilgiyi paylaşarak büyüt. Sevgi ve bilginin olduğu yerde umutlarda yeşeriyor ve büyüyor. Büyük toplumların, büyük ülkelerin büyük umutları olmalı. Umudumuz sevgi barış kardeşlik. Umudumuz öfkenin yerini sevginin almasıdır.  

Sevgi ve umut dolu günler dilerim.

Facebook Yorum

Yorum Yazın