Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@gmail.com

KİM BİLİR?

Sonra diyorum ki içimden: “ Herkes her şeyi çok biliyor: Nasıl mutlu olunacağını, neleri bırakmak gerektiğini, dünyanın nasıl düzeleceğini, sevginin her şeyi çözeceğini, yaşamın formülünü, hayatına iyi bir şeyleri nasıl çekeceğini, vb vs…”  

Herkes her şeyi bu kadar bilmesine rağmen hayatın küçük bir sarsıntısında kumdan kaleler gibi dağılan iradeler; sevgi ve şefkat maskesinin küçücük bir anlaşmazlıkla dökülüp türlü şekil hesap sorma- had bildirme girişimlerine kalkışılması; dünyanın ve kişiler arası ilişkilerin dünden daha sağlıklı dengeli bir yöne doğru gitmiyor oluşu; diyor ki hal diliyle: Tüm bu bilmeler, biliyor gibi görünmeler sözde…

Bilir gibi yapan ile bileni ayıran çizgi nedir? Kim gerçekten BİLİR? Bilirliği zaman tarafından tescillenmiş kişilerin ortak özellikleri nelerdir? :

Gerçek bilen yapan demekti. Yapmıyorsa bilmiyor demekti.

Bir de gerçek bilen hiçbir zaman kimsenin gözüne sokmuyordu bildiğini. Hırsızlar gibi sadece almakla ilgilenmiyordu. Bilir gibi yapanın ise almaktı tek isteği vermek gibi bir konusu bile yoktu. Bilenin bir derdi vardı almak istiyordu ama vermek içindi tüm almaları.

Bilgisini, bencilce kendine saklamak, kişisel küçük çıkarlarına kullanmak gibi şeyleri akıl edemiyordu bilen.

Bilen her şeye olabilirliği ile yaklaşıyordu. Çünkü hayat donmuş bir şey değildi. Her şey göreceydi. Zemine ve şartlara göre her şey kendi içinde doğru olabilirdi.

Bilir gibi görünen kendini parlatmak istiyordu. Kalabalıkta en çok parlayan olmak, unvanlar ve alkışlar peşindeydi.

Bilen ise yanarak aydınlatarak yürümek, başka ateşler yakmak istiyordu.

Bilir gibi görünen kendi aklına, en çok da bilindik yollara, alışıldık bakışlara takılıydı.

Bilen aklın yolunun tek olmadığını ancak hakikat yoluna farklı yollardan da yürünse benzer yüksekliklerde benzer bakış açıları olacağını biliyordu.

Bilir gibi görünen; tek yolun kendi izlediği yol ve zaten herkesin izlemesi gerektiği yol olması konusunda ısrarlıydı.

Bilen ise farklı yüzlerimiz gibi her bir kişiyi kendi yüksekliğine taşıyacak farklı ipler, farklı yollar olabileceğini anlamıştı.

Bilen sevmeyi biliyordu gerçek bir armağan olarak sunuyordu kalbinde ve elinde her ne vardıysa karşılık beklemeden. Elindeki en iyiyi sunmuş olmasının kendisi, hazine değerindeydi.

Bilir gibi görünenin sunduğu her şey vakti geldiğinde ödenmek üzere olacak bir borç olarak ağırlık yapıyordu alanın gönlünde.

Bilir gibi görünen yürüyorum yanılsaması ile aynı bahçede dolanırken; Bilenin kendi derinine indiği her basamak eş zamanlı olarak gökyüzüne taşıyordu onu.

Bilen içini derinleştirip, zenginleştirip süslerken dışını sadeleştirmeye gidiyordu.Az şeyle yetinmeye, ihtiyacından fazlasını tüketmemeye; Bilir görünen içinde yapamadığı değişimi dışını daha göz alıcı yaparak, kendini süsleyerek, daha çok nesneye sahip olarak kapatma derdindeydi.

Bilenler zamanı aşan bir ışığa ve ölmezliğe sahipken, bilir gibi yapan ilk rüzgârda sönmekteydi.

Kim Bilir? Sizce?

Facebook Yorum

Yorum Yazın