Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@hotmail.com

İRONİK BİR MASAL

“Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.

İnsanlar zamandan tasarruf ettikçe, zaman azalıyordu.”*

Momo ile yakın zamanda tanıştım. Ve hikâyesinde ilerledikçe içinde bulunduğumuz zamanı, ağına düştüğümüz modern hayat açmazlarını, yüreğimizle neden ayrı düştüğümüzü tatlı tatlı anlattı bana: Öyle bilgiçlik taslamadan, iğne batırmadan, çıkış yolunu da göstererek…

Bir antik tiyatro harabesinde yaşayan küçük kız Momo’nun bir özelliği vardı: Dinlemek. Öyle dikkatli, öyle sessiz, öyle yargısız bir dinleyici idi ki Momo, onunla konuşan kendinin bile fark etmediği şeyleri açığa çıkarır, dertli derdine çareyi üretir, çekingen rahatlar, aralarında kavgalı olanlar sorunlarını çözer, barışarak ayrılırdı yanından. Herkesi her şeyi dinlerdi Momo, ağaçları, kuşları, otları, yıldızları ve gecenin görkemli sessizliğini…

En yakın dostları Gigi, Peppo, çevre evdeki çocuklar ve büyüklerden oluşan arkadaşları ile mutlu günler geçirmekteyken yavaşça duman renginde bir gölge düştü şehrin üzerine. Sevdiği insanların zamanlarını çalan Duman adamlar. Zaman tasarrufu yaptırmakla kandırdıkları her bir insan, işkolik, az zamanda en çok üretimi yapan, öne çıkmak, yükselmek, diğerlerini geçmek, daha çoğuna sahip olmak hırsıyla daha da mutsuzlaşan, kişiler olmaya başladılar. Duman adamlar ikna ettikleri her bir kişinin zamanından besleniyorlardı. İnsanları birbirine zaman ayırmaktan, güzellikleri görmekten, hayal güçlerini kullanmaktan ayırmak için ikna edici yolları vardı. İnsanlar işyerlerine “Vakit nakittir, zaman değerlidir, boşa harcama” pankartları asarken zaman kazandırıcı ürün ve reklamlar artıyordu. Buna rağmen hiç kimseye yetmiyordu artık zaman, herkesin hep acelesi vardı ve mutsuz bir döngüydü yaşam.

Momo, Duman adamlardan dostlarını kurtarmak için çare düşünürken, Secundus Mınutus Hora Usta**, kaplumbağası Kassiopeia ‘yi yolladı ona. Momo ve kaplumbağa zamanın kaynağı “Hiçbir Yerde” de oturan Hora Usta’nın yaşadığı yere ulaştılar. Momo her bir insan için ayrı olan, her saniyenin eşsiz güzellikteki çiçeklerinin doğuşunu ve ardı ardına tükenişini izledi orada. Hora Ustaya sordu zamanını çaldırmış kişiler için bir şey yapamaz mıyız? Zaman hırsızı Duman adamlarını durduramaz mıyız?”  …

Momo’nun hikâyesinin kalanını anlatmayacağım burada. Ve tabi bu küçük yazıya sığdırmayacağım sayısız aynayı da burada anlatmam mümkün değil. Ancak çocuklar için yazılmış olsa da, biz yetişkinlere bir zamanlar sahip olup da göz ardı ettiğimiz birçok güzelliği hatırlatıyor Momo. Derin bir uyanış sağlıyor, sayısız metaforla. “ Paylaşılamayan güzellikler/zenginlikler insanı mahvediyor” diyor Momo. Bu nedenle bu harika kitabı sizinle paylaşmak istedim. Paylaşarak, güzellikleri yayayarak, her saniyemizin muhteşem çiçeğine sahip çıkalım diye. Şimdi sıra sizde…

Emel Eva Tokuyan

*Momo, Michel Ende

**secundus mınutus hora: saniye, dakika, saat anlamına gelir. İnsanların eylemlerine tanıklık eden üç tanrıçaya Horalar denir.


Facebook Yorum

Yorum Yazın