Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@hotmail.com

HERO&LEANDROS

“Yüzerek geleceğim sana.

Güzel kız, senin sevgin uğruna,

Sana geleceğim.

Sen beklerken beni ürkek bakışlarla,

Yüzerek geleceğim sana.

Dalgalar gemilere bile geçit vermese, 

Yüzerek geleceğim sana.

Azgın dalgalar arasından...”*

Anadolu’da yaşanmış bir aşk mitosu: Her ne kadar Kız kulesine atfedilse de biraz daha eski kaynaklar mitosun Çanakkale Boğazı’nda geçtiğini söyler.  Çok eski zamanlarda Çanakkale boğazının iki yanında kurulmuş iki şehir varmış;  Avrupa yakasındakine Sestos ve Anadolu yakasındakine Abidos denirmiş. Sestos şehrindeki kulede Hero adındaki genç kız sütninesi ile birlikte yaşarmış. Afrodit rahibesi olan güzel Hero, kuleden boğazın engin mavi sularını izleyerek, su perilerinin şarkılarını dinleyerek geçirirmiş günlerini. Doğduğu zaman; eğer kuleden çıkarsa başına bir uğursuzluk gelip genç yaşta öleceği kehaneti nedeniyle, bu yaşına kadar kuleden dışarı hiç adım atmamış. Ancak yine de merak edermiş dışarıdaki dünyayı.

Bir bahar günü, Afrodit ve Adonis’in kavuşma şenlikleri başladığında halk akın akın Afrodit tapınağına gitmeye başlamış. Her yıl gelenek haline gelmiş bu şenlik, coşkuyla ve neşeyle geçermiş. Güzel Hero, yalvarmış sütninesine, Afrodit rahibesi olarak hiç değilse bir kere tapınağı görmek ve şenliğe gitmek isteğinde ısrar etmiş. Öyle çok üstelemiş ki, sütninesi kabul etmiş dileğini. Birlikte hazırlanıp Afrodit Tapınağına gitmek için yola çıkmışlar. Yanlarında getirdiklerini sunağa bırakmışlar. Tam o sırada Hero’nun gözü kendi yaşlarında bir delikanlıya takılmış.  Delikanlı, bir ölümlü olamayacak denli yakışıklı imiş.  Genç delikanlı da Afrodit’in bu kızın kılığına girerek oraya geldiğini düşünüyormuş. Her ikisi de böyle düşünürken farkına varmadan yakınlaşmışlar ve elleri birleşivermiş aniden. Şaşkınlıkları geçtikten sonra konuşmuşlar, boğazın iki yanında yaşayan ölümlü olduklarını anlatmışlar birbirlerine. Leandros “Ama aşkımız ölümsüz olacak bizim”** diyerek buluşma planı yapmış.

Hero’ya “Geceleri el ayak çekilince fenerini yak ve beni bekle. Çok iyi yüzerim ben. Işığını gördüğümde sana doğru gelirim. Gün doğmadan evvel de ayrılırım yanından.”

Anlaştıkları gibi yapmışlar sonraki günlerde de. Her gece Hero fenerini yakarak özlemle bekliyormuş Laendros’unu. Böylece ilkbahar, yaz, sonbahar geçmiş. Kış başlarken Leandros zorlukla görebiliyormuş sevdiceğinin yaktığı feneri. Bir sisli kış akşamında Leandros dalgalara rağmen, yüzmüş, yüzmüş karanlık sularda. Kıyıya varmasına çok az kalmışken kopan fırtınaya rağmen direnmiş Leandros. Ancak rüzgar ışığı söndürünce yönünü kaybetmiş, nereye gideceğini bilemeden, gücü tükeninceye dek boğuşmuş dalgalarla. Hero ışığını tekrar yaksa da kavuşamamış Leandros’la.  Sabaha karşı içi geçmiş deniz kıyısında. Gözlerini açtığında, Leandros’un bedenini bulmuş yanı başında. Gözleri hala açık ona bakıyor gibiymiş.

Bakmış Herocuk ve hiçbir şey söylememiş. Kuleye dönüp en güzel giysilerini giyip, bırakmış kendisini kulenin tepesinden mavi dalgalara. Deniyor ki birbirine aşkla bağlı sevgilileri deniz birleştirmiş. Denizler ecesinin nerede olduğu bilinmez sarayında mutlulukla yaşamışlar. Bu iki adı unutulmuş şehirden geriye tıpkı Leandros’un dediği gibi ölümsüz aşkları kalmış.

*Ovidius; Romalı şairdir. Bu mitos’tan bahseden en eski kaynak kendisine aittir. Dünyanın oluşumunu anlattığı “Metamorfozlar” ve “Aşk Sanatı” eserleri vardır. Roma İmparatoru, Ovidius’u sürgünle cezalandırmış ve şair ömrünün son sekiz yılını sürgünde yaşamıştır. Ölümünden yaklaşık iki bin yıl sonra 2017’de Roma şehir Meclisi “mağduriyeti gidermek” amacı ile sürgün kararını gıyabında iptal etmiştir.

**Tanrıların Öyküsü-Derman Bayladı

Emel Eva Tokuyan

Facebook Yorum

Yorum Yazın