Üst Reklam 970x90
Onemsoft Bilişim
Onemsoft Bilişim
Nezih Varol

Nezih Varol

Mail: nezih.varol@hotmail.com

DÖRT LANETİ

Geçen hafta ‘DÖRT’ başlığı ile okuduğunuz yazımın sonunu “Dört’ün adı artık yoksulluk, sefalet, utanç ve ölümdür” diyerek noktalamıştım.

Ama ‘Dört Laneti’ öyle trajik olaylarla yaşanmaya devam etti ki yazının sonuna nokta değil virgül koymam gerektiğini anladım!

Çünkü bu koşullarda bu ölümler, toplu intiharlar ve katliamlar devam edecek, ediyor da...

Geçen hafta içerisinde İstanbul’da aynı evde ikamet eden orta yaşın üzerinde 4 kardeş geçim sıkıntısı nedeniyle ödeyemedikleri borçları yüzünden utanç içinde yaşayamayacaklarını not düşerek siyanürle intihar etti, aynı anda Hakk’ın rahmetine kavuştu.

Bütün Türkiye bu acı olaya kilitlenmişti ki dört laneti ve siyanürcü Azrail hafta sonu tekrar kendini gösterdi, bu kez yurdun başka bir köşesinde, Antalya’da, yine aynı nedenle 4 kişilik Şimşek Ailesi Hakk’a yürüdü.

Neden yine geçim sıkıntısı, işsizlik, ödenemeyen borçlar ve utançtı.

Basından alıntı;

“Antalya'da bir apartman dairesinde yaşayan 4 kişi ölü bulundu. Evdeki cesetlerin Selim Şimşek (36), eşi Sultan Şimşek (38), çocukları Ceren (9) ve Ali Çınar Şimşek'e (5) ait olduğu tespit edildi. Olay saat 02.00 sıralarında Konyaaltı Siteler Mahallesi 1315 Sokak Talip Yörükoğlu Apartmanı'nda meydana geldi. Şimşek ailesinden haber alamayan bir yakını saat 20.00 sıralarında eve geldi, zile bastı, kapının açılmaması üzerine geri döndü. Gece yarısı yeniden eve gelen aynı kişi yine kapının açılmaması üzerine durumu polise bildirdi. Olay yerine gelen polis ekipleri Cumhuriyet Savcısı’nın talimatıyla kapıyı çilingir yardımıyla açtı, polis evde yaptığı incelemede Selim Şimşek'in bıraktığı bir mektup buldu, mektupta maddi sıkıntı çektiği, 9 aydır çalışmadığı yazılmıştı. Babanın “Herkesten özür diliyorum ama artık yapacak bir şeyim yok, hayatımıza son veriyoruz" ifadelerini kullandığı belirtildi. Eve giren polis ekipleri salonda Selim Şimşek ve çocukları Ceren ile Ali Çınar'ın elele cansız bedenlerini buldu. Evin diğer bölümlerini de kontrol eden polis banyoda da anne Sultan Şimşek'in cesedini buldu. Sağlık görevlileri yaptıkları incelemede Şimşek ailesinin siyanür zehirlenmesine bağlı ölmüş olabileceğini belirtti”.

Ve dün İzmir’den gelen kan donduran bir haber yine “4 kişi ölü bulundu” diyordu.

Basından alıntı;

“İzmir Kiraz’da aynı aileden biri kadın 4 kişi silahla vurulmuş halde bulundu. Ölü bulunan ailenin bir akrabasının gözaltına alındığı açıklandı. Gözaltına alınan şahsın çift silahla evi basıp akrabalarını öldürdüğü ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre Çayağzı Mahallesi'nde İbrahim A. (40), eşi Döndü A. (38), oğulları Kemal A. (17) ve akrabaları Erol A. (35) evlerinin önünde silahla vurulmuş halde bulundu. Olaya ilişkin maktullerin akrabaları M.A. (35) jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Şüpheli ilk ifadesinde 4 kişiyi kendisine ait tabanca ve tüfekle ‘eşinin rahatsız edilmesi’ nedeniyle işlediğini söyledi”.

Aynı aileden 4’er kişinin öldüğü bu olaylar arasında 4’er gün olduğu da gözüme takıldı.

Tabi ki hurafelere inanmayan biri olarak bunun bir tesadüf olduğunu kabul ediyorum.

Ama 4 gün arayla aynı ailelere mensup 4’er insanın yoksulluk ve yoksunluk nedeniyle yok olup gitmesini kabul edemiyorum.

4 neydi?

4 Rabia’ydı, doğduğu yer olan Mısır’da  anlamı Özgürlük, Adalet, Merhamet ve Müjde’ydi.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a göre anlamı Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet’di.

Yani Rabia, yani 4, özgürlüğü, adaleti, merhameti, yeni bir yaşamın müjdesini, tek bayrak altında kurulan vatanı, devleti ve burada yaşayan milleti tarif ediyordu.

Oysa bir milletin tek bayrak altındaki devleti vatandaşlarına sahip çıkamadı, yoksulluk içinde yaşayan yaşlı kardeşler, işsiz bir babanın eşi ve küçük çocukları, yoksunluğu nedeniyle buhran geçiren bir insanın katlettiği anne, baba, evlat ve bir yakın akrabandan oluşan fertleri ölümle kucaklaştı.

Şimdi neyin müjdesini kime vereceğiz?

Yoksulluğun utancı ve yoksunluğun acısıyla ölen bu insanları 4 parmağımızı gösterip Rabia işaretiyle mi gömeceğiz?

Yoksulluğu ve yoksunluğu ortadan kaldırmak, fakire, fukaraya sahip çıkmak, muhtaç yaşlıları koruma altına almak, hak ve adaleti, yaşama hürriyetini sağlamak ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devletimizin asli görevi değil mi?

Tekrar ediyorum, dördün adı artık yoksulluk, sefalet, utanç ve ölümdür.

Allah yoksulluk ve yoksunluk içine düşenlerin yar ve yardımcısı olsun.

Allah kullarını sefalete terk edenlere en büyük acıları versin.

 

YOKSULLUK: Varlığı sürdürebilmek için gerekli olan asgari gelir düzeyinin altı.

YOKSUNLUK: Arzu edilen temel gereksinimlerin karşılanamaması hali.

Yorum Yazın