Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@hotmail.com

YAŞAMIN YOLU

Belki senin sandığın gibi dönmüyor dünya. Ciğerlerine dolan o ilk havanın verdiği acı ile ilk ağladığın andan itibaren hatıralar biriktirdin. Gözlerinde görüntüler, kulağında sesler, damağında tatlar, teninde dokunsal hatıralar yığdın üst üste. Kimine onay verdin, benimsedin, sevdin. Kimisini de sevilmeyenler listene ekledin. Çevreni oluşturan her bir kişinin, her bir önemsiz gibi duran ayrıntının büyük oranda payı vardı: “Ben” dediğin kimliği oluşturmada.

Sonra hayata-insana-nesnelere karşı tutumlar geliştirmeye giriştin hızla, yaşamının ilk adımlarına eşlik eden yıllarda. Bir de dışarıdaki dünya vardı ve onun tarafından dikte edilen sloganlar: “Güçlü olmak=zengin olmak; Başarılı olmak=statü sahibi olmak; İyi bir hayat=Sayı ile belirtilebilen çokça nesnelere sahip olmaktı bu sloganların varsayımlarınca, irdelemeden kabullendin. Ne de olsa herkesler böyle yapıyordu. “Elle gelen düğün bayram”  ise bu konularda da çok kurcalamaya gerek yoktu.

Son rötuşu da onunla yapıp “Tamam” dedin “Oldum artık”. O andan itibaren senin için dönmüyor artık dünya. Zihnini “ doğru-yanlış” kalıpları ile kalbini “Bu olursa üzülürüm-bu olursa sevinirim” yargılarıyla, tüm yaşamsal deneyimlerini tanıdığın ve güvenlik çemberi ile sınırlarını belirlediğin alan ile sınırlı tuttukça o alanda DONUP kaldın, SERT’leştin, KATI’laştın. Her konuda doğruluğundan yüzde beş yüz emin olduğun kanaatlerin var artık. “Biliyorum” dedin “Oldum” dedin; Hiçbir yeni limana açılmaksızın cehaletin sınırlılığının verdiği tüm özgüvenle. Dışındaki sonsuzluğa kapın kapalı. Evet, biliyorsun sadece çemberinde olanı. Oysa o andan itibaren dönmüyor dünya senin için. Çünkü “Oldum demek, Öldüm demektir” yaşam ilerleyip sen akmadığın sürece. Her konuda peşin hükümlerin var artık.

Oysa yaşam ESNEKLİK ister. Rüzgâr, korur ve üzerinden geçip gider yumuşak ve esnek olan buğday başaklarının. Kırar sert ve katı olanı. Tıpkı ağaçların kollarının kırılıvermesi gibi, kırar sert kalıplar içindeki, zihnimizi-kalbimizi-bedenimizi. Esneyelim ister yaşam, dolaşabilecek yumuşak bir zemin bulsun diye içimizde. Esnemek, her yana savrulmak, kimliksiz olmak, bir duruştan yoksun olmak değildir. Esnemek bize o ana kadar öğretilmiş fikirlerin dışındaki farklı fikirlerin de doğru olabilme ihtimaline açık durabilmektir. Farklı fikirleri karşılaştırarak; eskiyi bırakıp, yeni olanı zihnimize buyur edebilmektir. Güçlü görünmek adına duygularımızı maske ardına saklamak yerine, doğal ve insani ifade yolları seçebilmektir. Hem kendimize hem hayata inanarak, güvenerek olabilirliklere esnek yaklaşabilmektir. Tıkandığımız noktalarda yeni yollar bulmayı, başka gözlerle bakmayı bilmektir. An be an kendimizi yenilemeyi becerebilmektir. Yaşamın her anında bir çocuğun zihinsel berraklığı ile öğrenmeye; duygularını özgürce ifade etmeye, farklılıkları yaşamın zenginleştirici bir unsuru olarak görmeye, her güzel şeyi coşkuyla karşılamaya, iyi-değerli olanı onurlandırmaya açık durabilmektir.

Defalarca aynı şekilde içine düştüğümüz sertlik ve katılık içinde yaşam barındırmaz. Lao Tzu’nun da yüzyıllar önce dizelerinde belirttiği gibi:
“Yumuşak ve esnek doğar insan
 Sert ve katı ölür
Demek ki esneklik ve yumuşaklık yaşamın
Sertlik ve katılık ölümün yoludur”
Esnek, kapsayıcı, kucaklayıcı, yaşam dolu tüm cesur yüreklerle BİR olmak umuduyla…

Facebook Yorum

Yorum Yazın