Emel Eva Tokuyan

Emel Eva Tokuyan

Mail: emeltokuyan@hotmail.com

TUTUNMAK MI, BIRAKMAK MI?

Ne zaman yazıldığını bilmiyoruz, derleyeni ise Konfüçyüs. Kendisi bu kitabı toparlamayı bitirdiğinde şöyle söylemiş: “Altmış yıl daha ömrüm olsa sadece bu kitabı çalışırdım. Bir kaynağa göre yirmi beş bin yıllık eskilikte. Kim bilir belki de daha eski. Kitabın adı çok manidar ve önemli “Değişimler” ya da bir başka çeviriye göre “Dönüşümler” kitabı. “I Chıng” Sembolü ise yın/yang’tır. Bu temel sembolün kombinasyonundan altmış dört tane ana hexgram oluşur ki her biri pratik hayatımızda temel bir kavrama karşılık gelir. Binlerce yıldır, günlük yaşantıdan yönetime, kişisel ve bireysel hayata ışık tutmuş, zaman zaman da kehanet amacı ile kullanılmıştır bu kadim kitap.

Merak edenler içeriğini detaylıca araştırabilirler. Ancak en temel fikir hayatın an be aktığı, dönüşümler, değişimler içerisinde olduğudur. Hayatta kesin olan tek şey hiçbir şeyin sabit ve aynı kalmayacağı yönündedir. Aynı zamanda her şeyin birbiri ile dinamik bir matematiksel bağlantı içinde olduğunu söyler temel öğreti.

Bazen çok şey biliyor olmanın pratik bir faydası olmuyor insana. Tek bir kadim fikri anlayınca, gerçekten anlayınca tüm düğümler çözülüyor kolayca. Değişimleri anlamak, idrak etmek ve uygulamak şu an kıvrandığımız acı çektiren birçok konuyu aydınlatmaya yeter kanımca.

Örneğin; Bireysel, toplumsal, dünyasal anlamda fanatizmden çok çekiyoruz. Üstelik zannediyoruz ki, cahil insan fanatik olur. Oysa unvanı çok, eğitim düzeyi yüksek pek çok fanatik tanıdım ne yazık ki. Elbette insanın doğasında ilerleyebilmek için güvenli bir zeminde olma ihtiyacı var. Ancak bir yere kadar. Henüz yürümeye yeni başlamış bir çocuk ileriye doğru her adım atışında dönüp de arkasına bakar, anne-babası orada mı diye. Ancak yeterince büyüdüğünde artık arkasına bakarak tutunacağı bir şeye ihtiyacı kalmaz. Yaş büyütürken olgunluk büyütemediğimiz için belki de tutunmak. Tutunduğumuz şeyleri ayırt etmeden her ne pahasına olursa olsun savunmak. Oysa zekâ dediğimiz şey ayırt etme kapasitesidir ve yeri geldiğinde bırakabilmeyi öğütler insana. Bazen, tutunmak değil de bırakabilmek güç işaretidir.

Ne çok fanatik yanımız var, fark edemediğimiz ve bizi kabule ikna etmiş farklı giysilerle içimizde dolaşan. Futbol sanıyoruz, inanç sanıyoruz hayır başka fanatizmlerimiz de var. İyi, yararlı olduğunu düşündüğümüz konularda bile; felsefe, bilim, sanat….Ve tüm bu “izm” lerin tutsağıyız ; Bizi diğerlerinden ayırıyorsa, gizli bir kibirle diğerlerini-bize benzemeyeni küçümsememize, yargılamamıza sebep oluyorsa. Evrende temel yasalar evrim geçirirken, üzerinde bulunduğumuz dünya bile aynı noktadan geçmeksizin yolunda giderken, kanılarımıza ve sanılarımıza bu kadar tutunmak niye.

Her kör bakış bir kanser hücresi gibi üzerinde büyüdüğü varlığı yok eder. Fanatizm de kendi ördüğü yalnızlık içinde hiçbir şey getirmez insana acı, öfke ve yok oluştan başka…

Hayat değişime adapte olarak, özümüzdeki altın parıltıyı koruyarak, zerafetle ve uyum içinde aktığımızda yaşama dönüşür. Mevlanın aşk dolu dizelerindeki gibi:

“Her gün bir yerden göçmek ne iyi,  

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım” Mevlana

Emel Eva Tokuyan

Facebook Yorum

Yorum Yazın